|

Aylardır
peşinden koştuğunuz hatun kişiden randevuyu kopardığınız anı takip eden ilk iki
dakika manasız bi şekilde coşar, sonraki dört dakikada da çok mutlu bi yuva kurup boy boy çocuklarınızın
olduğu geyik ötesi hayallare dalarsınız...
Derken;
eğer bu ilk randevu berbat bir fiyaskoyla sonuçlanır ise, tüm bu güzel hayallerin hiçbir şekilde gerçekleşmeyeceğini
farkedip paniklemeye başlarsınız...
İşte
Ulus Parkı, bu gibi kritik durumlarda yardımınıza koşuyor.
Ulus
semtinin boğaza bakan yamacında bulunan Ulus Parkı, özellikle güzel havalarda gidip görülesi ve dahi oturulup
yenilip içilesi bi yer... Aslen park, yeşillikli büyük bi gezi mekanı. Benim bahsedeceğim yer ise, girişinin
hemen ilerisinde bulunan Ulus Park’ının o süper kafesi...
Akşamları,
Boğazın ışıltılı manzarası karşısında oturup bişeyler içmek; dost
sohbetlerinin tadına tat katıyor... Benzer durum, hatun kişiyle olan randevunuz için de geçerli olacaktır...
:)
Çok
fazla olmasa da, alternatif yiyecek seçeneklerine de sahip olan mekan günün her saati ve yılın her mevsimi ziyaret
edilebilecek bi yer esasında (açık ve kapalı bölümleri mevcut – ve her şekilde, boğazı
görebiliyosunuz oturduğunuz yerden)... İnsan kalabalığı yok, trafik gürültüsü yok, yontulmamış
garson kitlesi yok... Kısacası sorun yok..!
Tek
sorun, masadan kalkarken gelmesi muhtemel olan hafif kabarık hesap..!
Burası,
pahalı bi yer arkadaşlar... Ortalama üstü yani. Artı, kredi kartı da geçmiyor – aman tufaya gelmeyin..!
Fazla girmesin diye paso çaya abananların ayrıca dikkatine: Burda sökmüyo o – gidin, adam gibi kapiçino için,
espresso için...
Arabası
olan arkadaşlar için otopark seçeneği de mevcut. Ancak, park girişinin hemen önünde beleş park yeri dolu
zaten... Oto hırsızlığı konusunda pek bi pimpirikli değilseniz kesinlikle park parası bayılmayın
derim, gittiğinizde göreceksiniz zaten..: Oradan araba kaldırabilecek bi hırsız zaten sizle uğraşmaz,
gider Kaşıkçı Elmas’ına bozar niyeti..! :)
Ayrıca -mevsim
yaz bile olsa- giderken örtünecek bişeyler de alın yanınıza... Özellikle akşamları, açıkhavada
oturmak bi vakitten sonra üşütebiliyor insanı... Eee, boğaz havası ne de olsa.!!
Sonuç,
Ulus Parkı’ndaki bu şık kafe ekonomik sebepler yüzünden, Allah’ın her günü gidilecek bi yer
olma şansını yitiriyor olsa da; şehir dışından ziyerete gelen dostları ve dahi ‘özel
insanlar’ı ağırlamak için eşsiz bi yer...
Adres: Ortaköy’ü Etiler’e bağlayan yol üzerinde, Ulus’a dönen ana yolun
hemen başında... Zaten o civarda kime sorarsanız gösterir size yerini. Ayrıca; Ortaköy-Etiler hattında
gidip gelen her otobüs de, parkın önünden geçmekte...

MEKAN - ayaküstü - 24.02.05
Kısa bir süre öncesine kadar döner kültürünün kıyma dönerle sınırlı olduğu İzmir’de,
et döner devriminin bayraktarlığını yapan müthiş bi yerden bahsedeceğim: Ankara Dönercisi. Kemeraltının
girişinde bulunan bu yer, her zaman için ana baba günüdür desem, yanlış olmaz sanırım.... Zaten içeri
girdiğinizde, yer bulmanız pek mümkün olmuyor – size, oranın aynı zamanda sahibi olan (sanırım
yani) ak saçlı, bıyıklı orta yaşlı bi amcanın yer göstermesi gerekecek. Bu arada, yaşlı
dediime de bakmayın; amca senden benden genç ve dinamik...
Ayrıca müşterilere karşı da inanılmaz düşünceli ve samimi; şöyle ki, ayakta duracak
yerin dahi olmadığı deli civcivli bir anda bile amca dönerimdeki yoğurdun kaymaksız olacağını
unutmamış – va dahi siparişimin hazırlanışı süresince iki üç kere ustayı bu
konuda uyarmıştır.
Herneyse, demem odur ki; döneri bir de orada yiyin. Ve lütfen dönerinize domates sosu döktürüp, lezzetini kana bulamayın..!
Sade, tereyağlı yoğurtlu döneri tek geçerken; fiyatların ortalama olduğunu belirtir ve İstanbul’un
aksine; yarım ekmeğin dürümden daha pahalı olduğunu da not düşmek isterim.
Bu arada, açlığın gazına gelip, tabağa yumulmayın hemen... Dönerinizin üzerine kızgın
tereyağı döktürene kadar, eliniz çataldan uzak dursun.
Son olarak da diyeceğim şudur ki, girişte gözünüze çarpacak olan o heybetli döner hevengi sizi pek şaşırtmasın
çünkü hergün, onun gibi iki üç hevengi tüketiyor bu popüler yer.
Adres: Kemeraltı’nın,
Konak Meydanı tarafındaki girişinden içeri dalın. 50 metre kadar ilerleyin; mekanımız Kemeraltı’nın
içinde, hemen sağ kolda kalıyor.

Paça,
işkembe, mercimek çorbası Türk ağız tadının vazgeçilmez unsurlarıdır, özellikle de
alkol oranı yükselmiş bir kan dolaşımıyla ya da abur cuburdan birbirine girmiş bir mideyle.
Üstelik bu tatların üzerine bir de Gaziantep’e özel beyranı eklerseniz işte o zaman ayaklarınız
sizi Kelebek’e götürecektir. Beyranın ne olduğunu burada sizlere anlatmam çok zor olacağı için tamamen
deneyerek görmenizi tavsiye etmekteyim.
Kelebek’e nasıl ulaşırım derseniz orası biraz meşakkatli
işte. Bir kere öncelikle Gaziantep’te olmanız gerekir değil mi ama? Daha sonra Fevzi Çakmak Bulvarı
üzerinde SSK Hastanesini sağınıza alarak devam ederseniz ilk trafik ışıklarından SAHİL
YOLUNA dönmeniz gerecektir. Sahil Yolundan girer girmez 50 m ileride sağda Kelebek’i bulacasınız. Fiyatlar
biraz pahalı olabilir ama unutmayın ki denizi olmayan bir şehirde sahil yolu üzerinde bir tabak çorba içmenin
de bir bedeli olmalı…
Adres: Fevzi Çakmak Bulvarı üzerinde SSK Hastanesini sağınıza alarak devam ederseniz,
ilk trafik ışıklarından SAHİL YOLUNA dönmeniz gerecek. Sahil Yolundan girer girmez 50 m ileride sağda
Kelebek’i bulacasınız.

MEKAN - ayaküstü - 11.02.05
İstanbul’da
yüzlerce, binlerce “Kastamonu Kır Pidesi” adı altında hizmet veren yer var. Ama bunların içinde
bir tanesi var ki, diğerlerinden çok ayrı. Şirinevler çarşısında tam Spot Döviz Bürosu’nun
karşısında küçücük bir dükkan olan Taşfırın Kır Pidesi’ni tesadüfen keşfettim.
Gerçekten
taşfırında pişen pideler o kadar çok satıyor ki, fırından çıkar çıkmaz dumanı
üstünde önünüze geliyor. Siz de çıtır çıtır yiyorsunuz, ayran eşliğinde. Ispanaklı börek
yemişsinizdir de ıspanaklı kır pidesi yediniz mi hiç? Ya da mantarlı? Bazen o kadar çok talep oluyor
ki, gittiğinizde ıspanaklı kalmamış oluyor ve gözlerinizi fırına dikip çıkmalarını
bekliyorsunuz. Etiler’de, Nişantaşı’nda Karadeniz pidecisine gidip 10 YTL vereceğinize, burada
2 pide 1 ayran alın, 1,9 YTL ödeyin. Afiyet olsun…
Adres: Şirinevler çarşısının içinde, Spot Döviz Bürosu’nun tam karşısı.

MEKAN - ayaküstü - 04.02.05
İstanbul’un güzide semti Ortaköy’de, Dereboyu Caddesi üzerinde kalan çift
katlı küçük bi büfe burası... Hamburger falan da yapıyolar ama tesinlikle tavsiyem kumru sandviçinden yemeniz...
Bunca yılın İzmirli’siyim, malzemesini böyle bol koyan bi büfe görmedim daha... Kumru doyurucu, fiyatı
da makul hem (tanesi 2,5 YTL – o da, yeni zam geldi... 2 YTL’ye yiyiyoduk ne güzel...) Servisin yanına ayrıca,
küçük acı biber turşusu da isteyin - beleştir... Hem de olayı inanılmaz lezzetli bi hale getiriyo...
Mekan alelade, fiyatlar Ortaköy piyasasına göre çook makul ve... ve, iyi işte
– tavsiye ederim.
Adres:
Ortaköy – Dereboyu Caddesi üzerinde. (Princess Hotel karşısı, kokoreççilerin az gerisinde kalıyo.)

|
 |
|
|
|
 |
|

Bu mekan
tavuk yemekleriyle, özellikle kanadıyla, ünlü olmakla birlikte hiç de kafanızda oluşan kebapçı görüntüsünde
bir yer değil. Tam aksine, burası oldukça hareketli popüler/rock müzikler eşliğinde envaye çeşit
içki bulabileceğiniz bar-restaurant tarzı bir mekan. Piknik masası benzeri masaları var ve kesinlikle
şık ya da salaş bir yer değil. Fiyatlar kalitesine göre normal, belli bir kalitede yemek yiyebileceğiniz
diğer mekanlarla aynı. Yemek yelpazesi çok geniş. Kırmızı et düşkünü, vejeteryan veya karnı
tok ama sadece atıştırmak isteyen arkadaşlarınız varsa hepsine bir alternatif bulabilirsiniz.
Porsiyonlar
gayet iyi, özellikle patates kızartmasına doyacaksınız! Tavuklar özel soslu ve biraz acı, dikkat!!!
Masalarda
duran kocaman seramik vazolar nedir diye merak ederseniz, tavuk kanadı yiyenlerin kemikleri atması için konulmuş.
Bu da benden ufak bir tüyo. ;)
Yeri de son derece kolay
ve merkezi. Şiddetle tavsiye ederim. Afiyet olsun.
Adres: Süslü Saksı Sokak (İmam Adnan Sokak'tan girince hemen
görülüyor. Sinepop'a gelmeden 1 veya 2 sokak önce.) No: 14 – 18.
Telefon: 0 212 244 70 10

İzmir’in sabahları çok güzeldir... İşte bu güzel sabahların
birinde, dediklerimi aynen yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum (özellikle sonbaharda, yağışlı
bi gecenin ertesi veya ilkbaharın yaza çaldığı güneşli bi günün başlangıcında):
Size iyi hissettirecek güzel bi kıyafet geçirin üstünüze ilkin, sonra da dooruca Alsancak’taki Pizza Venedik’in
yolunu tutun.
Saat 10:30 civarı orada olursanız, kafidir... Restoranın sağında bulunan camekan kısımdaki
(sokağı rahat bir şekilde görebileceğiniz) herhangibi masaya geçtikten sonra; başlayan günün telaşı
içinde olan garsonlardan birine mantar çorbası siparişinizi verin...
Tabii bu arada çoktan, kırmızıbiberli zeytinyağıyla özel ekmeğinizden oluşan lezzetli
ikramınız da gelmiş olur masanıza... Siz onların tadına bakarken, Alsancak uyanmaya başlıyordur
yavaş yavaş...
Derken mantar çorbası da gelir ve siz onu bi güzel mideye indirirken, güveçte tereyağlı mantarınızı
söylersiniz (yanlız, domates soslu olanından değil – sade olucak).
Siparişiniz geldiğinde aman acele etmeyin, ağzınızı yakarsınız sonra... O yüzden
yavaş yavaş yiyin. Böylece hem sokağı izlemiş, hem de bu eşsiz lezetin tadına daha iyi
varmış olursunuz. Pizza Venedik’in
fiyatları, normalin biraz üstünde (en azından, İzmir şartlarına göre...). Ama, Alsancak’ın,
İzmir’in ve İzmir’in kızlarının güzelliğinin tadı da ancak bu şekilde
bi başlangıçla çıkartılabilir sanırım...
Hesabı ödeyin, restorandan sokağa gülümseyerek çıkın (ki bu zaten istem dışı oluyo...!)
ve yavaş yavaş yürürken hayatın neden bu kadar güzel olduğunu bir kez daha keşfedin...
Adres: Alsancak’ta eski Nato binası vardır, herkes bilir. Oranın çok yakınında,
kime sorsanız eliyle gösterir zati. (N’apiyim yaa, o sokaklar hep birbirine benziyo zati – şimdi daha detaylı anlatmaya kalksam, iyice karışacak işler...)

Taksim’de arkadaşlarınızla buluştunuzda oturup
hem bira içip yemek yiyecek, hem sohbet edecek, düzeyli bir yer mi arıyorsunuz? O zaman buyrun Me Gusta’ya.
Hemen Taksim’in göbeğinde yer aldığı için “Kim yürüyecek şimdi oraya?” nazlarından
kurtuluyorsunuz biiir. İsterseniz pizzadan fajitaya, değişik et ve tavuk spesialitelerine varan zengin menüden
seçiminizi yapıyorsunuz, isterseniz biranızın yanında patates ya da tavuk parçacıklarınızı
atıştırıyorsunuz ikiii. Gece saat 2:30’a kadar hizmet veren Me Gusta dev ekranlarında maç keyfi
de yaşattırıyor. Makul fiyatlar, rahat oturma düzeni, iyi yemek ve bira, güzel müzik ve hijyenik bir ortam
Me Gusta`da birarada. Küçük bir uyarı: Alt katta cep telefonunuz çekmeyebilir, arkadaşlarınızı meydanda
fazla bekletmeyin :)
Adres: Taksim meydanında Osmanlı Sokak’ta
(Garanti Bankasının yanından girilen sokak) girince sağdaki ilk mekan…

MEKAN
- açık hava - 04.02.05
F.S.M
Köprüsü Avrupa Ayağı Altı
Fatih
Sultan Mehmet Köprüsü’nün avrupa yakasında bulunan ayağının civarı, bahsedeceğim o güzel
yer... Sahil yolu boyunca sıralanmış kafe lokanta yığınlarına girmek istemiyorsanız
(ki bayaa bi pahalılar), burası tam aradığınız yer derim... Denize sıfır olan bu açıklıklıkta,
beton basamaklara veya banklara kurulup manzarayı izlemek; ilkbahar ve yaz mevsimlerinde bir kez olsun yapmanız
gereken bişey... Özellikle nisan – mayıs aylarını (özellikle akşamüstü) tavsiye ediyorum; hemen
yan tarafta alkol, çerez, sigara vs. satan bi büfe de mevcut... Alın biralarınızı oturun; ister arkadaşlarınızla
sohbet edin, ister manitayla manzaranın keyfini sürün. İsterseniz de tek başınıza kıvrılın
bi yere, kafanızı dinleyip İstanbul’un tadını çıkarın...
Yok,
illa ki “Bana para batıyo, ben kazıklanmak istiyorum...” diyosanız, rotanızı karşı
taraftaki mekanlara da çevirebilirsiniz tabii... Ancak yine de; İstanbul’un ve boğazın o doyumsuz
keyfi, TAM ANLAMIYLA bir tek buradan sürülür derim ben (tecrübeyle sabittir.)
Adres: Bebek’ten Sarıyer’e doğru uzanan sahil yolunun sağında (denize o derece yakın
yani..!), Bebek semtinin iki durak ilerisinde. FSM Köprüsünün ayaklarının dibine yakın, Rumeli Hisarı
önü.

|
 |
|
|
|